ONLAR, ŞUNLAR, BUNLAR...
" Yaradılış Teorisi" kimilerine göre kabul görmese de kimilerinin de " vazgeçilmezi"..
Her ne kadar 10 bin yıl dense de, aslı 15 bin yıl öncesinde ilk insanoğlunun varolduğu ise bu ikilem içindeki bir başka tartışma konusu. İnsanoğlu her ne zaman varoldu ise de bu bilinmeyenler arasında tüm grupların birleştiği tek eksen " insanoğlunun çoğu zaman balık hafızalı oluşu." İşine geldiği zaman inkar etmek ve çoğu zaman da gerçekten unutmak arasındaki ince çizgi de "insanoğlunun unutkanlığına" verilmiş ortak adlandırma.
"Nasıl olsa unuturlar" diyerek hepimizin ortak bir " payda" altında yorumlanması çok da absürt bir durum değil. Bir yakınımızı hastanede ziyaret ettiğimizde sağlığımıza karşı daha dikkatli olmaya karar verir, kabristanlara gittiğimizde ise daha iyi bir insan olup, "ölüm korkusunu ensemizde hissettiğimizde" ise "o'na, bu'na ve şu'na" daha iyi davranmaya karar veririz. Ama...O, "balık hafızamız "yok mu? En kısa zamanda herşey "bilinenlerle" devam eder...
Ama bazı insanlar " balık hafızalarına karşı son derece direniş içindedirler".
Mesela, bazı spor yazarları " tarafsızlık kisvesi " altında sözcülüklerine soyundukları kulüpler adına müthiş hafıza sahibidirler. Takımının hakkını yediğini iddia ettikleri hakemin yine bir maçta karşılarına çıkması durumunda eski defterleri ya da internet ağlarını delik deşik eder ve mesela, "6 sene önce de bu hakem haksız bir penaltı ve ofsayt golü ile onları yakmıştı" gibi " çok bilimsel ifadelerle "idam sehpasını kurarak" bir ön hazırlık yapar. Ardından, çorap söküğü gibi yönetici demeçleri sıralanır ve hakem stada gelmeden "sehpadaki yerini alır".
Şimdi ,sorarım o insanlara.."Mahalle baskısının" inanılmaz boyutlarda olduğu ülkemizde hanginiz bir derby ya da şampiyonluk maçından bir hakem olarak " hasarsız çıkabilirsiniz?". Her hafta sonuca göre dost ve düşmanlarınızın olacağı bir ortamda nasıl ayakta durabilirsiniz?. En çağdaş yöntemlerle yetiştirildiğiniz halde en basit kuralları bilmemek ve uygulayamamakla nasıl suçlanırsınız? Şayet, " suçlanmıyor ve alkışlanıyorsanız, zaten eyyamcısınızıdır." Sırtınızda inanılmaz yüklerle "etnik çatışmalar ortamına sokulup provakatör " sıfatları dahi size yakıştırılıyorsa nasıl objektif kalabilirsiniz?
Bir dolu buna benzer sorulara mertçe, delikanlıca "evet,yaparım" diyen varsa çıksın meydana da görelim. Bu işler hariçten gazel okumakla değil, onbinlerin önünde " adam gibi kalmakla, yanlış olan herkese meydan okumakla" yapılır.
"Mezarlıkta ıslık çalarak gezmek, delikanlılık göstergesi değildir." Hakemler de gülümseyebilir. Bırakın da, biraz bu adamlar da başları dik gezsin orta yerde. Sizlerden daha haklıdırlar çünkü...
ACABA NEDEN?
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih GÖKÇEK mahkeme kararı ile taşıma ücretlerinde yapılan indirim sonrası adeta kükredi ve " mahkeme kararları olmasa yatırımlar en az 3-4 kat artar" dedi. Mahkemeler hukuk ve icraat arasında kurulan " Adalet Köprüsüdür." Demokrasilerde hukuk herkes için vardır ve lazımdır. Şayet, hukukun üstünlüğüne "evet" demeyi kabulleniyorsanız ( ki, zaten mecbursunuz) isyan etmek gibi lüksünüz olamaz. Hukuk size sürekli bir engel çıkartıyorsa, en basit söylemle, " hukuk dışı iş yapmışsınız" demektir.
Bu taktirde de, " pardon" demek gerekir bizce.
VE, ATİLLA TÜRKER
"Kafatası Avcıları " gibi korkunç içeriği olan filmler vardır sinema dünyasında..
Gidip seyretmek istersiniz, dayanamayıp yarısında sinemayı terkedersiniz..
Ya da, filmin adından ürküp, sinemayı " teğet geçip", biraz ilerideki " Love Story" gibi duygusalı tercih edersiniz.
ATİLLA TÜRKER bir " ödül avcısı".Koşuyor,zıplıyor, uyumuyor, takip ediyor, didik didik edip,alttan girip üstten çıkıyor ve sonunda hissettiklerini, duyumlarını yazıya döküp okurlara en güzel haber ve röportajları HÜRRİYET Gazetesinin sütunlarında sunuyor.
Önceki sene TSYD'nin düzenlediği yarışmada haber ve röportaj dallarında 2. oldu.Geçen yıl bir adım daha zıplayıp kürsünün en tepesine çıktı ve Haber Dalında 1. oldu.
ATİLLA, " doymak bilmeyen bir obur adam!" olarak bu sene Haber Dalında yine 1. oldu ve röportajda da 2.liği yakaladı..
3 yılda tam 5 ödül..
" Yettin be ATİLLA..Biraz ağır ol da MOL(L)A desinler..."
Bir gazeteci olarak duyacağım " kıskançlık" seni alkışlamama engel olamaz...
"Yürü be aslanımmm.."