Geçen hafta F. Bahçe- G. Saray derbisinde bir kere daha gördük ki; tribünlerde hala büyük sorunlar var…
Geçen hafta F. Bahçe- G. Saray derbisinde bir kere daha gördük ki; tribünlerde hala büyük sorunlar var…
Hem de eski adıyla Şeref, yeni adıyla protokol tribününde bile istenmeyen hadiseler kolayca meydana gelebiliyor!
Futbol federasyonunun özerk olmasından bu yana, maalesef protokol tribünlerinde bu keşmekeş sürüp gidiyor.
Burayı denetlemek zor, hatta imkansız gibi…
Özellikle bürokratların yoğun ilgi gösterdikleri, kimi zaman çok sayıda bile bakanın bile gelip maç izledikleri bir yer bu tribün…
Aslında, bir çok kırgınlıklara da neden olan bir uygulama var protokol tribünlerine girmede…
Spor teşkilatına yakın isimler kendileri yetmiyormuş gibi, eşlerini dostlarını da maçlara “Bedava” sokabilmek için bu tribünü tercih ediyorlar maalesef…
Bakanlar, korumaları, kulüp başkan ve yöneticileri, onların tanıdıkları, torpil bulup girenler ve resmi görevliler…
Şimdi burada sorun, kimin ne yaptığının, kimin gerçekten buraya girme hakkı olduğunun tespit edilmesinin çok zor olduğu …
Kim, kime ne diyecek?
Bu tribündeki olaya kim nasıl müdahale edecek?
Ya olaya neden olan kişi başbakanın, bakanların ya da kulüp başkanının yakını biriyse?..
Ya daha başka etkin görevi varsa?
Ya sizi Pasok’a sürgün ederse?...
Üzgünüm ama, sorun çok büyük!
Ve kimse de giderilmesi için parmağını oynatmıyor…
Yıllardır süregelen ve artık kronikleşen protokol tribünlerindeki düzensizliğe kökten çözüm bulunmazsa; Ankara 19 Mayıs Stadı’nda ayran şişeleri bakanlara, emniyet genel müdürüne atılabilir, İstanbul’da yöneticiler birbirlerine ana avrat küfredebilir, başka illerin protokol tribünlerinde insanlar her an her hadiseyi bekler duruma düşebilirler…
Ne yapılabilir peki?
Şimdi aklıma yıllar önce Başkent’te uygulamaya konulan bir sistem geldi.
Dönemin bakanı, protokol tribününe girişleri “Paralı” yaptı.
Hem de çok düşük bir ücretti bu…
Bir de baktık ki; ertesi hafta protokol tribünü neredeyse bomboş…
Beleşçiler gelmemiş…
Aynı yöntem şimdi neden uygulanmasın ki?