Bir önceki yazımızda Gençlerbirliği’nin 2007-2008 sezonunda yaşadığı kabus ortamından kurtulması için Mesut Bakkal ile anlaşmasın şart olduğunu belirtmiştik.
Bir önceki yazımızda Gençlerbirliği’nin 2007-2008 sezonunda yaşadığı kabus ortamından kurtulması için Mesut Bakkal ile anlaşmasın şart olduğunu belirtmiştik.
Bunu yazarken 31 yıllık Gençlerbirliği kongre üyeliğimiz ve gönül birlikteliğimizden dolayı içimizden gelen duygularımızı ortaya koymuştuk.
Sağ olsun başta Duayen Başkan İlhan Cavcav ve değerli yönetim kurulu üyeleri de bizimle aynı görüşte olduklarını Pazartesi günkü toplantıda açık seçik ortaya koymuşlar. Teknik Direktör konusunda oybirliği ile tercihlerini Mesut Bakkal’dan yana kullandıklarını öğrendik.
Teknik Direktör konusunun erken çözümü camia adına çok olumlu bir gelişme... Bir kere geçen sezonki yanlışların yaşanmayacağı konusunda çok önemli bir adımdır.
Mesut Bakkal artık kendini Gençlerbirliği ile özdeşleştirmiş bir teknik adam... Gençlerbirliği’ne gönülden bağlı. Öyle parayla pulla bir işi olmadığını, gerek başkan Cavcav gerekse menajer Cem Onuk ile yaptığı görüşmelerde asla paranın “P”sinin de konuşulmadığını biliyoruz.
Bu arada Başkan Cavcav’ın yardımcılar konusundaki bir isteğinin olması ve bunu da yönetimiyle paylaşması kadar doğal bir şey olamaz. Niye yönetim var ki herkes düşüncelerini ortaya koysun, ortak bir görüş çıksın diye.
Ancak mikserler hemen ortaya atılıp üzerlerine düşeni yapmaktan geri kalmadılar. Bunu tüm kamuya “kriz” diye yansıtmaktan ve sevinçlerinden göbek atmaktan kendilerini alamadılar. Yönetimdeki bir fikir tartışmasını kriz diye lanse edenler, Gençlerbirliği’nin kötülüğünü isteyenlerden başkası değildir.
Unutmasınlar ki bu köklü camia, burunları sürekli bulaşık gezen bu mikserlerin amaçlarına ulaşmasına asla ve asla müsaade etmeyecek.
Nice badirelerden sıyrılmış koca Gençlerbirliği, bu kendi çıkarlarını kulübün çıkarlarından üstün tutan, gözlerini hırs bürümüş mikserler ve onları yönlendirenlerden mi yılacak.