Sezonun başında, hatta haftalar ilerledikçe F. Bahçe’nin “Açık ara” şampiyon olacağını söyleyenler çoğunluktaydı.
Sezonun başında, hatta haftalar ilerledikçe F. Bahçe’nin “Açık ara” şampiyon olacağını söyleyenler çoğunluktaydı.
Ama, olmadı...
G. Saray ipi önde göğüsleyen taraf oldu.
İki takımı teraziye koyduğumuzda, hemen her bakımdan F. Bahçe’nin ağır bastığını görüyoruz.
Yönetimi, tesisleri, gelirleri, parası, stadı, diğer olanakları ve taraftar kitlesi ile avantajlı olan F. Bahçe, neden şampiyonluğu kaçırdı?
Bırakın şampiyonluğu, sezonun “Başarısız” takımları arasına neden girdi?
“Başarısız” diyoruz; çünkü ne lig, ne de kupada var!
“Başarısız” diyoruz; çünkü bu sezonun en çok eleştirilen takımı Beşiktaş’la aynı puana sahip!
Şimdi diyeceksiniz ki; “Avrupa’da 8 takım arasına girdi; bu başarı sayılmaz mı?”
Neredeyse, G. Saray’ın UEFA şampiyonluğu unutulacak; birkaç yıl sonra kim hatırlar F. Bahçe’nin çeyrek finalist olduğunu?
Kendimizi kandırmayalım; bu kulüpte “Maddi bakımdan yok; yok!”
Ama, eksik olan bir şeyler var!
Manevi değerler, dayanışma, bütünlük ve ateşleyici oyuncular!
Var mı bunlar F. Bahçe’de?
Size soruyorum; var mı?
Yok tabii...
Nedeni ortada bunun; F. Bahçe yabancılara “Teslim” olmuş durumda.
Alex’in önderliğindeki yabancı futbolcular, bu takımda istedikleri gibi at oynatıyorlar.
Hem saha içinde, hem saha dışında...
Yumuşak huylu teknik adam Zico da, Latin kökenli bu futbolculara söz geçirmekte zorlanıyor.
G. Amerikalıların genel yapısı bu; biraz vurdum duymazlar!
Sahada Tuncay gibi bir ateşleyicinin olmayışı da cabası...
Hırsıyla, enerjisiyle, inancıyla takımı sahada motive edecek, canlandıracak, puan kaybetmeyi hazmetmeyecek bir ateşleyicisinin olmayışı, en büyük eksiğiydi F. Bahçe’nin...
G. Saray’da ise yönetim krizi, parasal sıkıntı, teknik adam bazında büyük sorunlar yaşandı.
Buna rağmen, bu ekip futbolcularıyla şampiyonluğu kazandı.
Evet, futbolcularıyla...
İnançlı, yılmayan ve dayanışma içinde savaşan futbolcularıyla ulaştı mutlu sona...
Kudret hep parada olacak değil ya!